Yavaş yavaş kalabalıklaşan bir akıma dair


28-05-2026
111 İyiymiş

Paylaş

Bugün sokaklarda dönen bir gelenekten bahsedelim. Tuhaftır, ama bir şekilde dikkat çekiyor.

Hepimizin dört bir yanına yayılmış olan o anlık harekete tanık olmuşsunuzdur: bir grup insan bir araya gelir, karşısındaki kişinin işaret parmağını bir kenara itip parmaklarını havaya kaldırır ve bir o kadar da gizli bir gülümsemeyle bakar birbirlerine. Fakat kimse neden yaptıklarını bilmez. Tanıdık geldi mi? İşte bu, tam da bu çılgınca gelenek, günümüz TikTok fenomenlerinden farksız ve özellikle de Y kuşağının gözde eylemlerinden biri. Kışın kapalı mekanlardan yayılan sıcak çay kokusunun yanı sıra, dışarıda oluşan bu “eğlenceli” alışkanlık, hepimizi tek bir programa bağlıyor gibi. Bir bakıma grup dinamiğini ön plana çıkartıyor.

Ah, eski günlerde sokakta koşan çocuklar, köşe başındaki bakkaldan aldığı şekerle çiğ çiğ ağzında şarkı söyleyenler, topluca oynanan oyunlar… O günlerden bu günlere uzanan bir yolculuk var. Şimdi ise mahallenin gençlerinden biri, TikTok’ta dans eden bir kedi videosunun arka planında parmak kaldırmalarıyla dolup taşan bir sahne ile karşılaşır. İki kuşak önce, bu hareketin altında başka anlamlar yatarken, şimdi sadece sanal dünyada takılan bir akım haline gelmiş durumda. Ama gelin görün ki, bu akımın kaynağı aslında daima biziz. Her birimiz, sosyal medyanın bu hırpalanmış dünyasında, başka bir varoluş biçimi buluyoruz gibi görünüyor.

“Bütün gerçekler burada saklanıyor ama biz yine de aradığımızı bulamıyoruz. Belki de en büyük kayboluş, kendimizi bulmaya çalışmamızdır.”

O yüzden bu gelenek, bir yanılsama ama diğer yandan hayatı sorgulamaya iten bir şey. Baktıkça üzerimize sinmiş olan o balık gibi hissediyoruz. Fakat günün sonunda o parmak hareketi, aslında toplumsal bir varoluşun simgesi haline gelmiş durumda. Kimileri bu durumu “bugün ne yapacağız?” telaşına kapılırken, kimileri de samimiyet arayışına dönüşüyor.

Sosyal platformlarda dönen bu pratik, siyaset ve gerçek hayat arasındaki o incecik ipte yürümek gibi bir şey. Belki seçimlerden bir gün önce, yürüyüş esnasında bir şarkının mırıldanması gibi. Sessiz bir başkaldırı. Yani, toplumsal bir eleştiri biçimi. Beklenmedik bir ses getirme aracı. Yavaş yavaş bu tuhaf gelenek sosyalleşme biçimlerinden biri haline geliyor ve insanları bir araya getiriyor. Ne de olsa, birbirine benzeyenler her zaman sıkı fıkı olabilir.

Kısacası, bu durum sadece bir gelenek değil; parmak kaldırmaların ardında yatan bir sorgulama şekli. Kendimizi ve birbirimizi teyit etme çabası. Bir nevi kendimizle barışmanın ironik bir yolu. Yani, bu akım bir dayanışma hissi yaratırken, aynı zamanda ciddiyetten uzaklaşıyor gibi. İçinde bulunduğumuz dünyada belirsizlik ve kaybolmuşluk hissi, bu gibi küçük ritüellerle dahi aşılabiliyor; hatta yaşamsal hale geliveriyor.

Sokakta yürürken önünde durduğu bir su şişesinin kapağını açmaya çalışıyordu. Aşırı çetrefilli bir mühendislik harikasına benzeyen o kapak, bir şekilde kayıp gitmişti. O an o kadar komikti ki, gülmeden edemedim.

emrehakan
emrehakan
Algoritmaların susturamadığı bir ses. Gündemin gürültüsünde pür net, ne akıma kapılır ne moda yazar. Anı yakalamaz, onun üzerine not düşer. Evet "NOT".



Paylaş

Yeni yazılar yayına girer girmez ilk okuyan sen ol!



Ezber Bozan Gıda Rituelleri

Mahalledeki abur cuburların ardındaki tuhaf hikayeleri keşfedin. Neden bu kadar tuhafız? Sorular havada uçuşuyor.

Çekişmeli Maç: Hayata Kalma Mücadelesi mi Göz Klavye Çevirisi mi?

İstanbul'un kalbinde futbol ateşi yanıyor; şimdi, bu yürekleri hoplatan mücadelede kim galip gelecek? 👀⚽






    copyright 2026 | Gizlilik Politikası | emrehakan.com