Ezber Bozan Gıda Rituelleri
Paylaş
Mahalledeki abur cuburların ardındaki tuhaf hikayeleri keşfedin. Neden bu kadar tuhafız? Sorular havada uçuşuyor.
Bazı semtlerde gıda alışkanlıkları öyle tuhaf ki, akla zarar! Bir gün bir arkadaşım bana, “Evde 100 gram ölçüsünde bir çanta çiğ fıstık alırken, neden bunu 200 gram yerine 75 gram almayı tercih ettiğimi hiç düşündün mü?” diye sordu. Atadan, dededen kalma bu alışkanlıklar, sokaklarımızı rengarenk bir pazara dönüştürürken, nereden geldiklerini anlamak bazen gerçekten zor.
Bazı mahallelerde sabahları insanlar sadece kahvaltı yapmaz, küçük bir ritüel için toplanırlar. Kahvaltıda yenecekler en az bir saat süren bir muhabbetin ardından kararlaştırılır. Yumurtalar, zeytinler, peynirler, ama en önemlisi, simitin nereden alınacağı. Eğer o gün simitte bir şeyler ters gittiyse, tam bir fiyasko yaşanır, o semtin simitçisinin adı bile lanetlenir. Yani, mahalle simitçimizin ünü, semt güzellik yarışmasına benziyor bir nevi.
Bir de komşuluk ilişkileri var. Herkes elinde bir kapla gelir, başka birinin hazırladığı yemeği tatmak için! İşte burada devreye gıcık bir hiyerarşi giriyor. Kaplar birbirlerini göremiyor ama içerikler kesinlikle gözlemleniyor. Eğer bir komşunun yaptığı dolma güzel olmuşsa, başka bir komşunun yaptığı dolma da bir anda “kötü” olur. Yani dostluğumuzun üzerine bir damla tuz gibi…
“Bir ‘tuz’ için komşu, bir ‘şeker’ unutma!” demek lazım bazen.
İlginç olan, bu abur cuburların yalnızca mideleri değil, dostlukları da beslemesi. Semtin gençleri, hafızalarındaki o en güzel anılar eşliğinde, her ağaç altında buluşup her yeni beş çerezi karıştırarak otururlar. Burada yok yok! Fakat bu geleneklerin dikkat çekici yanı, sıkışık bürokrasiyle dolup taşan hayattan nasıl kopuk olduğudur. Tam da bu absürtlük, kişinin kendi gıda tercihlerini sorgulamasına neden olur. Ama susmak gerek, o nedenle insanların çoğu sadece gülümser.
Bir noktadan sonra, bizim tuhaf ritüellerimizin herkese, ama herkesin de mekanına dair kendi hikayelerini geliştirmesi, bir bakıma herkesin kendine has bir gastronomi destanı yazmasına benziyor. Komşu sizin için ne kadar önemliyse, o kadar yemek de aynı şekilde önemli. O kadar keskin kavgaların ardından bile hepsi bir arada toplanıyor, tabaklar masaları donatıyor.
Yavaşça akşam oluyor ve en son ‘mangal parti’si duyulmamış bir traktör sesi gibi geliyor kulağımıza, ama herkes yine evine çekilmiş. Gökyüzünde asılı kalan izler yavaşça kaybolurken, kapı önünde kalan bir poşetin içine dokunmuş son simit, efsanesiz kalmanın özeti gibi duruyor.
Paylaş
Yeni yazılar yayına girer girmez ilk okuyan sen ol!
Kathy Griffin, kolonoskopi sonrası hastaneye kaldırıldı
Kathy'nin sağlık serüveni, kolonoskopi sonrası gülme krizine yol açan bir hastane hikayesine dönüşmüştü.
Yavaş yavaş kalabalıklaşan bir akıma dair
Bugün sokaklarda dönen bir gelenekten bahsedelim. Tuhaftır, ama bir şekilde dikkat çekiyor.