Şeytanın aklına gelmez bir gelenek
Paylaş
Bir yudum çay ve absürt gelenekler arasında kaybolmuş bir dilim hayat.
Bir gün, sosyal medya akışında sıradan bir paylaşıma takıldım. Alternatif yaşam tarzlarını benimseyen bir grup, ‘Sıfır Hızda Huzur’ adını verdikleri bir eylem için toplandı. Hız kesici toplulukların yaşadığı şehirde, insanlar 1 km / saatte yürüyerek huzuru arıyorlardı. Anlaşılan, hayatın akışını yavaşlatarak huzuru bulacaklarına inanıyorlardı. Senin de aklına gelir mi, ben bilemedim!
Bir dönem, bu eylem o kadar popüler oldu ki “Sıfır Hızda Huzur” haritası bile çıkarıldı. Düşünsene, ne kadar eğlenceli bir şey. Eskiden insanlar gibi dünya kadar iş var, şimdi ise insanların hızlı yürüyüşü bile bir eylem haline geliyor. Kim bilir, belki de ileride “Sıfır Hüzün” ya da “Sıfır Stres” eylemleri çıkar.
Aslında bu eylem, sadece bir akım değil, aynı zamanda toplumsal bir refleks. Hangi ara o kadar hızlandık ki, yavaşlamaya ihtiyacımız olduğunu fark ettik? Şimdi “geç kalma korkusu” ile sarmalanmış bir hayat yaşıyoruz. İşe geç kalıyorum diye panikleyenler, sanki dünya üzerindeki dengenin kayacağını sanıyor. Bir hışırdanma gibi.
Hayatın kendi döngüsünü yavaşlatıp “ben burada varım” demek, ne de olsa çağımızın cesur isyanlarından biri.
Bu grup her seferinde galerilere, parklara, kafelere gidiyor, yavaşça yürüyerek insanlara “hızlanma, hayat kaçmıyor” mesajını veriyorlar. Yasaklı geleneklerin dansı gibi. Yavaş yürürken, gülüşmeler, espriler ve belki de bilinçli bir andan haz alma durumu… Hani “Sakla samanı gelir zamanı” derler ya, yavaşlamak da bir zamanlar unuttuğumuz şeylerden. Nelerden vazgeçtik, kim bilir?
Belki de bu gelenek, bazılarımız için bir kaçış. Özellikle karmaşık bir sistemin içinde bir var oluş mücadelesi verirken, bu tuhaf eylem bize tuhaf bir mutluluk hissettirebilir. Ya da her şeyin tükettikçe harcandığı bir dünyada, bu “Sıfır Hızda Huzur” eylemi kendi iç huzurunu bulma arayışının bir yansıması.
Bugün düşündüğümde, bu absürtlüğün içinde kaybolmak ve gülümsemek güzel. Kimse, farklı bir hızda yaşamayı seçtiğimiz için bize tuhaf gözlerle bakmıyor. En azından bunun bir parçası olduğumuzu biliyoruz. Bir tür aforoz, kabul görmeme durumu yerine, “ben de buradayım” diyor insanlar. Merak ediyorum, bu gelenek ne kadar daha yayılacak?
Saatlerce durakta bekleyen, son anda gelen otobüsü yakalamak için koşan insanlar gördüm. Ama asıl yolculuk, yürümek değil, durmaktı belki de. Bir çay fincanının buğusu yükselirken, pencereden süzülen güneş ışığı, bir gün belki de beni de durduracak.
Dipnotlar
¹ Sıfır Hızda Huzur, insanların hızlı yaşam tarzından uzaklaşarak yavaşlamayı amaçladığı bir eylem.
Paylaş
Yeni yazılar yayına girer girmez ilk okuyan sen ol!
Çekişmeli Maç: Hayata Kalma Mücadelesi mi Göz Klavye Çevirisi mi?
İstanbul'un kalbinde futbol ateşi yanıyor; şimdi, bu yürekleri hoplatan mücadelede kim galip gelecek? 👀⚽
Bürokrasi ve Kağıt Kırbacı
Tuhaf bir bürokratik işlem olan fotokopi geçmeme hikayesi ile hayatta kalmanın absürtlüğüne birlikte dalalım.